Kekemelik
Kekemelik kişinin konuşma sırasında kelimeleri uzatarak tekrarlaması, akıcı konuşmada zorlanması ve konuşmasının istemsiz motor eylemler sebebiyle bozulması olarak tanımlanmaktadır. Toplumda görülme yaygınlığı 1000’de 1’dir. Genel itibariyle 2-6 yaş arası başlangıçlı olup çocukların %60-%80 oranında kendiliğinden geçmektedir fakat %40-%20 oranında ise kalıcı olmaktadır. Kekemelik kadınlara kıyasla erkeklerde daha sık görülmektedir. Kekemeliğin nedenleri tam olarak bilinmese de birçok etmenin etkileşiminden ötürü ortaya çıkmaktadır. Genetik yatkınlık, nörofizyolojik ve psikolojik etmenler kekemeliğin başlamasına sebep olmaktadır. Kekemeliğin başlangıcı çocuklarda bir olay örneğin; taşınma, kayıp, okula başlama, kardeş doğumu, anne baba boşanması, strese maruz kalma, olumsuz deneyimlerden kaynaklı olabileceği gibi genetik yatkınlığı mevcutsa sebepsizde başlayabilmektedir. Yetişkinlerde başlangıcı ise kafa travması, beyin tümörü, serebrovasküler olaylar gibi nörolojik sebeplerden kaynaklanabileceği gibi yüksek anksiyete, depresyon, migren, ilaçlar veya psikolojik fiziksel stresler kekemeliğin başlamasına sebep olmaktadır.
Bazen küçük bir oyun, büyük bir değişimin başlangıcı olur.
Dil kişiler arası iletişimin en önemli unsurlarından biridir. Sosyal yaşamın merkezidir. Kekeme olan bireyler dili akıcı kullanamamasından dolayı sosyal yaşamda bazı zorluklar yaşamaktadır. Bu bireylerde toplum önünde konuşmak, telefonla konuşmak, yeni kişilerle tanışmak, sunum yapmak, otoriteyle konuşmak gibi durumlarda kekemeliğin arttığı, kendi ile konuşurken, şarkı söylerken, koro halinde konuşurken kekemeliğin azaldığı gözlenmiştir. Bu durum ise kekemelerde sosyal kaygıya, özgüven eksikliğine, anksiyeteye, strese yol açmaktadır. Stres artıkça kekemelik artmaktadır, kekemelik arttıkça stres artmaktadır ve bu şekilde birey olumsuz bir döngüye girmektedir. Bu döngüye giren birey utanç, kendini küçük görme, kendini değersiz hissetme, reddedilme korkusu, içe kapanıklık, engellenmişlik, hayal kırıklığı, depresyon, anksiyete ve korku hissetmektedir. Kekemeliği olan çocuklarda ise akran zorbalığından dolayı utanç duyan çocukların sosyal yaşamdan uzaklaştığı gözlenmektedir.
Ne yapmalı?
Bunlar neden başımıza geldi diye olumsuz cümleler kurmaktan kaçınılmalı. Önceden ne güzel konuşuyordu şimdi neden böyle oldu gibi çocukta baskı içeren cümleler kurulmamalı. Çocuğun lafı kesilmemeli. Sabırla onun cümlesinin bitirilmesi beklenmeli. Çocuk konuşurken cümlesi tamamlanmamalı. Çocuğa yavaşta olsa kendini ifade etmesi için zaman tanınmalıdır. Çocuk konuşurken ona acıyan, hor gören, kızan ya da sinirlenen yüz ifadelerinden davranışlardan uzak durulmalı. Bu çocuklar kekeledikleri için kendilerini sosyal hayattan izole etme eğilimdedirler. Buna izin verilmemeli sosyalliği teşvik edilmelidir. Çocuk konuşurken üzülme, heyecanlanma, sakin ol gibi telkinlerden uzak durulmalıdır. Israrla telefonla konuşmaya zorlamak, zor kelimeleri söylemeye zorlamak, zorla konuşturmak gibi davranışlardan uzak durulmalı. 2-3 yaşlarında olan kekemelik çoğunlukla kendiliğinden geçer. 7-8 yasından sonra hala geçmeyen kekemelik ile ilgili dil konuşma terapisi uygulanabilir. Bununda yanında çocukta oluşabilecek ek psikiyatrik sorunlar için bir uzmandan destek alınmalıdır.
Bazen küçük bir oyun, büyük bir değişimin başlangıcı olur.
3 adımda çocuğumun terapiye ihtiyacı var mı nasıl anlarım?
- Yaşanan sorun 1 aydan fazladır devam ediyorsa
- Yaşanan sorun ara sıra değil de sık sık meydana geliyorsa
- Yaşanan sorun çocuğun, ailenin ve çevrenin hayatını zorlaştırıyor işlevi bozuyorsa bir uzmandan yardım almak gereklidir.
Hangi yöntem kullanmaktayım?
Çocuk merkezli oyun terapisi ve öykülerle terapiyi kullanmaktayım çünkü çocuklar biz yetişkinler gibi kendilerini sözel olarak doğrudan ifade edemezler. Yaşadıkları zorlukları anlamlandırma iç görüsüne henüz erişmemiş, bunu sözcüklerle ifade edecek kadar kelime dağarcığına sahip değillerdir. Çocuklar kendilerini oyunla ifade ederler kelimler yerine oyuncakları kullanırlar. Yetişkinler mutsuzum, iş yerinde çok stresli günler geçiriyorum diyebilirken çocuklar evdeki tartışmalar beni mutsuz ediyor diyemez kaoslu bir ev oyunu oynarlar. Bu sebeple oyun terapisi çocukların kendilerini ifade etmede kullandığımız bilimsel bir terapi yöntemidir.

